24 Ocak 2020 Cuma

İzlanda, Reykjavik - Ocak 2020


Avrupa'da bulunmanın avantajıyla, Türkiye'den bildiğim kadarıyla direkt uçuş bulunmayan ve gitmesi de oldukça meşakkatli olan İzlanda'yı, 3 günlük bir seyahatle keşfedelim dedik. Merak edenler ve gitmeyi düşünenler için adadan ve seyahatimizden bahsedeyim biraz.

İzlanda, her ne kadar kağıt üzerinde Avrupa'da olsa da, hem haritadaki konumu hem de jeolojik özellikleri itibariyle tam olarak Avrupa'da değil aslında. Yazının devamında da değineceğim fakat İzlanda aslında Kuzey Amerika ve Avrupa tektonik plakalarının, yani o kocaman kıta parçalarının ayrıldığı noktada bulunuyor. Avrupa'nın en kuzeydeki başkenti Reykjavik'e sahip olan İzlanda'dan ve kısa bir programla gezilebilecek yerlerini detaylandıralım biraz.

- İzlanda 330.000 civarı bir nüfusa sahip ve bu nüfusun yarısına yakını başkent Reykjavik'te bulunuyor. Bu nüfusun %100'ü okuma yazma biliyor.

- Ekşisözlük’ten enteresan bir bilgi: Reykja kelimesi “duman” ve vik kelimesi “koy” anlamına geliyor. Dolayısıyla başkent Reykjavik “Dumanlı Koy” anlamına geliyor. Viking kelimesi de yine bu sebepten “Koylu”, “Körfezli” anlamına geliyor.


- 1000 ISK (İzlanda Kronu) yaklaşık 8$ yani yaklaşık 48TL ediyor. Fakat bana inanın bu kur bilgisinin hiç bir önemi yok. İzlanda PAHALI! Avrupalı gezginlerin bile pahalı dediği bir yerde bizim boynumuz zaten kıldan ince :) İzlanda'ya gelmeden önce yanınızda taşınabilecek yiyecek getirmenizi, kahvaltı için corn flakes, gün içinde atıştırmalık, akşam yemeği için hızlı noodle gibi alternatifler bulundurmanızı tavsiye ederim. Mekanlarda yeme-içme gerçekten pahalı. İki kişi bir öğünde ortalama bir yemeğe minimum 200-250TL vermeniz gerekiyor. Bonus, Netto, Kronan, 10-11 gibi marketlerdeki hazır sandviçlerle bunu biraz daha aşağı çekebilirsiniz fakat marketler de genel olarak pahalı.

- Yukarıdaki pahalılığın başlıca sebebi coğrafya. İzlanda hem konum, hem iklim ve bitki örtüsü olarak tarıma ve dolayısıyla ürün çeşitliliğine elverişli bir yer değil. Bu nedenle bir çok ürün ithal ediliyor. 

- İzlanda’da otellerin çoğu guesthouse şeklinde bu nedenle yüksek bir beklentiniz olmasın. Bazen para durumuna göre bir tercih meselesi bazen de lokasyon kaynaklı zorunluluk olacaktır misafir evinde kalmak.

- Şebeke suyu içilebiliyor ve hatta su o kadar temiz ki marketlerde satılan sular da aynı yerden doluyor. Soğuk suyu açıp bir süre beklemek gerekiyor. Çünkü farklı bir tesisattan gelen sıcak su aslında doğal kaplıca suyu. Bu nedenle sıcak su kokulu ve suyun tadında kükürtümsü bir aroma var.

- Her yerde kredi kartı geçtiği için seyahat için nakite ihtiyaç yok denilebilir. Sadece yolda denk gelirse meyve almak ya da tur rehberlerine tip vermek için gerekebilir. 

- Otopark için detaya girmeyeceğim. Şurada çok çok güzel bir yazı var, tavsiye ederim: https://www.iheartreykjavik.net/parking-in-reykjavik/

- İzlanda'nın çok meşhur bir mutfağı yok. Yoğurtları (Skyr) çok güzel. Bunun yanında bir ölçüde kuzu etleri meşhur. Ben yedim ve çok bir fark hissetmedim. Ayrıca köpek balığı çorbası ve belli dönemlerde çürümüş balina eti yediklerini de duydum.


Kış Mevsiminde İzlanda

İzlanda aslında daha çok bahar ve yaz aylarında tercih edilen bir yer. Fakat kış mevsiminde gitmenin de farklı avantajları oluyor. Öncelikle uçak biletleri çok daha ucuz oluyor. İki kişi, Lviv -> Katowice -> Reykjavik -> Wroclaw -> Lviv uçak biletlerini toplamda 1100TL gibi bir fiyata aldık. Kışın gitmenin bir diğer avantajı ise tabi ki dünyanın belli yerlerinde görebilme imkanı olan kuzey ışıkları, namıdiğer Aurora Borealis...

Çok detaya girmeden bahsetmek gerekirse, güneş patlamaları sonrası ortaya çıkan yüklü parçacıkların, dünyanın kuzey ve güney kutupları arasındaki manyetik çizgilere çarpması sonrası kutup bölgelerinde oluşan, genelde yeşil renkte olan ve çıplak gözle görülebilen bir doğa olayıdır. Her ne kadar planlasanız da kuzey ışığı görebilmek ciddi anlamda şans gerektirir. KP Index değerinin 3 ve üzerinde olması, gecelerin uzun olması ve havanın bulutsuz olması gerekir. KP Index ne kadar büyük olursa kuzey ışıkları o kadar güneyden görülebilir aslında. Kış mevsiminde İzlanda'da bulunmak, gece süresinin uzun olması sebebiyle şansı artırıyor fakat ne yazık ki biz oradayken hava tamamen bulutluydu ve kuzey ışığı göremedik :( Kışın günlerin çok kısa olması ise, günlük gezi sürenizi kısıtlıyor ne yazık ki.

https://www.goopti.com/en/about/goopti_blog/aurora-borealis-where-to-see-the-northern-lights-in-2020

Her ne kadar kuzey kutbuna yakın olduğu için zorlu bir coğrafya ve iklime sahip gibi gözükse de İzlanda aslında o kadar soğuk bir kara parçası değil. Yakınından geçen Gulfstream sıcak akıntısı sayesinde kışları sıfır dereceye yakın geçebiliyor. Biz gün içerisinde 7 dereceleri bile gördük Ocak ayında! Dikkat etmeniz gereken nokta, hava çok ani olarak değişebiliyor. Bir anda kar fırtınası olup sonra güneş açıp 5 dakika sonra rüzgarlı bir hava olabiliyor. Fakat kışın İzlanda'da bulunmanın en keyifli yanı ise yarı donmuş şelaleler ve kar kaplı sonsuz düzlükler olsa gerek.



3 Günlük Gezi

Adanın etrafını rahatça turlamanızı sağlayan bir yol var fakat bu yolu tamamlamak için en az 7-8 güne ihtiyacınız var ve adanın kuzeyi de iklim olarak biraz daha zorlu. 3 günlük kısa bir seyahat için, bizim de takip ettiğimiz ve içerisine güzel aktiviteler sığdırdığımız plan şu şekildeydi:

1. Gün

Adaya vardığımız akşam, rotamıza uygun olması nedeniyle Selfoss kasabasında konakladık. Gün içerisinde ise sırasıyla aşağıdaki yerleri gördük:

- Seljalandsfoss: Güne başlangıç için harika bir yer. Kışın bile gürül gürül akan ve yol kenarından da hemen görebileceğiniz bir şelale. Aynı akıntı üzerinde, hemen öncesinde Gljufrabui adında bir şelale daha var yürüme mesafesinde. Buna ulaşmak için ise bir yarıktan geçmek gerekiyor. Kışın buz nedeniyle biraz zor ve biz denemedik fakat tavsiye edilir. Buradaki otopark ücretli bilginiz olsun. Parkmetrelere kredi kartınız ile ödeme yapabilirsiniz.


- Eyjafjallajökull: Doğu istikametine giderken, yıllar önce patlayarak dünya uçuş trafiği altüst eden meşhur yanardağı ve aynı isme sahip buzulu görebilirsiniz. Gezilecek çok bir espirisi yok fakat en azından yanından geçeceksiniz. Eyya-fiyatla-yokutl şeklinde okumalısınız ;)

- Vik: Rotamızın en doğu noktası Vik kasabasıydı. Siyah kumsalıyla ünlü kasaba, adanın daha doğusuna gitmeyi planlayanlar için genelde konaklama noktası oluyor.

- Reynisfjara Sahili: Eğer dünyadayken farklı bir gezegen görmek isterseniz buraya gelin. Her yeri siyah ve grinin tonu olan sahil tamamen siyah, volkanik kumlardan oluşuyor. Deniz burada çok hırçın ve dalgalara dikkat edilmesi gerekiyor. En çok turist kazası bu bölgede oluyormuş. İzlanda, volkanik aktivitelerle oluşan bir ada olduğu için her yerde, volkanik kütleler olan bazaltın parçalanması sonucu oluşan gri toprak ve kumu görebilirsiniz. Sahilde, heykeltraş elinden çıkmış gibi görünen aşınmış kayalar, o rüzgarda delice uçan kuşlar, hırçın dalgalar ve simsiyah kum ve taşları görebilirsiniz.



- Dyrhólaey: Reynisfjara Sahili'nden de görülebilen bu yapı, zamanla dalgaların döverek oluşturduğu doğal bir kemer aslında. Denizin ortasında bulunuyor. Sadece burayı yakından görmek için biz gitmedik ama meşhur noktalardan burası da.

- Sólheimajökull: Mırdalsjökull buzulunun uzantısı olan bu buzul, Reykjavik'den fazla uzaklaşmadan keşfedilebilecek bir buzul. Biz belli bir ücret vererek 2 saatlik buzul gezisi turuna katıldık. Çok fazla bilgi verilmese de ekiple hareket etmek güzeldi ve tavsiye ederim. Tura katılmadan da buzula çıkabilirsiniz fakat çok dikkatli olmanız lazım çünkü çok kaygan ve içine düşebileceğiniz yarıklar var. Oraya gittiğinizde 2010 yılında buzul kütlesinin bulunduğu yeri görebilir, günümüzdeki yeri ile kıyaslayabilir ve küresel ısınma yok diyenlere bir güzel saydırabilirsiniz.    



- Skógafoss: Reykjavik'e dönüş yolu üzerindeki bu şelaleye de ulaşım oldukça kolay. Yine kışın bile kuvvetli akan, güzel bir şelale. Zaman kalır ise uğrayabilirsiniz.



2. Gün

Reykjavik merkezde konakladıktan sonra 2. günümüzü, meşhur Golden Circle turunu yaparak geçirmek istedik. Golden Circle, Reykjavik'ten başlayıp yine aynı yerde biten, yaklaşık 230km uzunluğa sahip ve üzerinde önemli turistik noktalar barındıran bir güzergah aslında. Ücretli turlara katılıp bu güzergahı otobüsle gezebileceğiniz gibi, bizim gibi araba kiralayıp kendiniz de gezebilirsiniz. Böylesi hem daha uygun hem daha keyifli olacaktır.

- Tingvellir Vadisi: Avrupa ve Kuzey Amerika kıtalarını ayıran Silfra Yarığı ve İzlanda’nın en büyük doğal gölü olan Thingvallavatn da vadi içerisinde yer alıyor. Çok maceraperest iseniz, belki de hayatınızda bir kere yapılabilecek bir aktivite olan Silfra Yarığı'nda dalış yapabilir, iki kıta arasındaki buz gibi berrak suda yüzebilirsiniz. Parka giriş ücreti yok fakat otopark ücreti 500 ISK civarı ve parkmetrelerden bilet alınması gerekiyor. Göl kenarındaki Thingvellir Kilisesi de uzaktan resim çekmek için harika bir görüntü sunuyor. Ulaşmak için biraz yürümek gereken ve kışın büyük oranda donmuş olan Oxarafoss Şelalesi de burada.


- Geysir: Bana göre İzlanda seyahatimizin en önemli noktası burasıydı. Filmlerden, belki çizgi filmlerden gördüğünüz gayzerin gerçeğini burada görebilirsiniz. Geysir, bildiğimiz gayzer anlamına geliyor. Toprak altında çok yüksek sıcaklıklara çıkabilen suyun bir anda patlayıp metrelerce yukarı fışkırması olayına gayzer deniliyor. Buraya adını veren Geyzir, depremlerden sonra nadir olarak patlıyor fakat burada bulunan Strokkur Gayzeri, yaklaşık 8 dakikada bir patlayarak 20-30 metre yüksekliğe fışkırıyor. Her gün, her yerde göremeyeceğiniz çok enteresan bir doğa olayı ve kesinlikle etkileyiciydi.


- Gullfoss: Çok etkileyici duraklardan bir tanesi de bu şelale. Yaklaşık 11 metre ve 21 metrelik 2 katı bulunan şelale toplamda 32 metre yüksekliğe sahip. Aşağıdan değil, yukarıdan görülebiliyor bu da güzel bir manzara ortaya çıkarıyor. Bu tarz şelalelerin en meşhuru Niagara'dır ve Gullfoss'un kesinlikle aşağı kalır yanı yok. Kışın yarısı donmuş haldeyken harika bir manzara sunuyor. 



- Kerid Krateri: 3000 yıllık bir volkanik krater olan olan Kerid Krateri, Golden Circle'ın genelde son durağı oluyor. Biz gittiğimizde donmuş ve etrafı toprakla kaplıydı. Resimlerden gördüğüm kadarıyla yaz aylarında yemyeşil otların arasında mavi bir boncuk gibi gözüküyor. 



3. Gün

Golden Circle sonrası akşam Reykjavik'de konakladık. Akşam turladığımız şehri, asıl sabah gezmeye karar verdik.

- Reykjavik: İzlanda'nın küçük başkenti. Aşırı turistik olmayan şehrin Skolavördustigur ve Laugavegur adında iki meşhur caddesi var. Buraları gezebilirsiniz. Haftasonları insan sayısı artsa da genelde oldukça sakin bir şehir Reykjavik. Gezilmesi gereken başlıca yerleri, aşağıda da bahsedeceğim kilisesi, Sun Voyager Heykeli, Tjörnin Parkı ve kuzey ışıklarını görebilmek için tercih edilen Grótta Deniz Feneri. Açıkçası kilise dışında hiç bir yer bize kesin gidilmesi gerekir gibi gelmedi. Biz de rahat rahat şehri turladık ve keyfile gezdik. Yarım gün rahat rahat yetti diyebilirim. 



- Hallgrímskirkja: Reykjavik merkezde bulunan ve şehrin simgesi olan kilise, İzlanda’nın en yüksek 6. yapısı ve yüksekliği yaklaşık 75m. 1986 yılında tamamlanan kilisenin dış kısmı, yanardağlardan süzülüp bazalta dönüşen lavları andırıyor. Girişinde, inanışa göre Kolomb’dan 500 yıl önce Amerika’yı keşfeden viking Leifur Eiríksson’un heykeli var. Kilise, Lutheran mezhebine hizmet veriyor.


- Blue Lagoon: Burası, İzlanda'yı arattığınız zaman karşınıza ilk çıkan resim olacaktır muhtemelen. Keflavik Havalimanı'na yakın olan Blue Lagoon, sıcak yer altı sularının bir noktada toplanıp, kaplıca olarak hizmet veren bir tesis. Giriş ücretli ve çok önceden rezervasyon yapmanız gerekiyor. Ciddi de para vermeniz lazım haberiniz olsun. Suda bulunan Silika nedeniyle mavi bir renge sahip burası ve ismi de bu mavilikten geliyor. Biz çok kötü bir havaya denk geldiğimiz için fazla keyif alamadık açıkçası ama bahar aylarında gidecekler için çok keyifli olabilir. Dışarısı serinken 40 derece suda keyif çatabilirsiniz ;)



Yazıyı bitirmeden önce birkaç tüyo da vermek isterim. Öncelikle çok pahalı olan yeme içmeyi ucuza getirmek için https://coupons.is adresinde faydalanabilirsiniz. İndirimli menü ya da 1 alana 1 bedava kampanyalarına denk gelebilirsiniz.

Kuzey ışıklarını görebilmek için ihtiyacınız olan tüm parametreleri takip edebileceğiniz güzel bir mobil uygulama: https://play.google.com/store/apps/details?id=com.jrustonapps.myauroraforecast

Reykjavik merkezde bulduğumuz Lebowski Bar'ı da tavsiye ederim. 1250 ISK'ya hamburger menü yiyebildik ki bu İzlanda standartlarında bedava :) İndirim her zaman olur mu bilmiyorum fakat mekan da çok güzeldi.

Icelandic Street Food, şehir merkezinde, çok ucuz olmayan, fakat ekmek içerisinde sınırsız çorba içebileceğiniz bir mekan. Paramı vereyim fakat en azından doyayım derseniz buraya da uğrayın derim.

Polonya şehirleri üzerinden Reykjavik'e Wizz Air uçuşları var ve uygun fiyatlı denk getirme ihtimaliniz çok yüksek. Aktarma olarak bu bölgeyi düşünebilirsiniz. 




Kendi zevkimize ve planımıza göre oluşturduğum haritaya da bu linkten ulaşabilirsiniz. Konakladığımız yerlerin, gittiğimiz-gitmediğimiz yerlerin bir listesi de bu haritada bulunuyor. https://drive.google.com/open?id=1_RgQJDbCBzjAdARVIazTvawFoq7JlDqE&usp=sharing

İmkanımız varken yaptığımız bu kısa seyahat çok hoşumuza gitti ve beklediğimizden daha fazlasını bulduk. Biraz da tadı damağımızda kaldı diyebilirim. Fakat en ufak imkanınız olursa, az-çok, süresini düşünmeden İzlanda'ya gidin. Bu yazı da kısa süreli bir gezi için güzel bir rehber olacaktır.
 

( izlanda , reykjavik , vik , geysir , blue lagoon , hallgrímskirkja , gullfoss , kerid , reynisfjara , eyjafjallajökull )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder